• 4 ساعت پیش

  • 0

  • 03:36
0
توضیحات

Bugün seninle insan ruhunun en dirençli, en dönüştürücü gücünden bahsetmek istiyorum: umut. Ama klişe bir motivasyon konuşması yapmayacağım. Umudu biraz daha derin, biraz daha bilimsel bir yerden ele alacağız.

امروز می‌خواهم با تو درباره مقاوم‌ترین و دگرگون‌کننده‌ترین نیروی روح انسان صحبت کنم: امید. اما قرار نیست یک سخنرانی کلیشه‌ای انگیزشی داشته باشم. می‌خواهیم امید را از زاویه‌ای عمیق‌تر و علمی‌تر بررسی کنیم.


Pozitif psikolojinin kurucularından biri olan Martin Seligman, “öğrenilmiş çaresizlik” kavramını ortaya attığında aslında şunu göstermişti: İnsan, kontrol edemediğini

düşündüğü durumlar karşısında pasifleşir. Fakat aynı insan, “öğrenilmiş iyimserlik” geliştirdiğinde zihinsel çerçevesini değiştirebilir. İşte umut tam olarak burada devreye girer.

یکی از بنیان‌گذاران روان‌شناسی مثبت‌گرا، مارتین سلیگمن، وقتی مفهوم «درماندگی آموخته‌شده» را مطرح کرد، در واقع نشان داد که انسان در برابر موقعیت‌هایی که فکر می‌کند کنترلی بر آن‌ها ندارد، منفعل می‌شود. اما همین انسان وقتی «خوش‌بینی آموخته‌شده» را پرورش می‌دهد، می‌تواند چارچوب ذهنی خود را تغییر دهد. اینجاست که امید دقیقاً وارد عمل می‌شود.


Umut, sadece iyi şeyler olacağına inanmak değildir. Umut, belirsizliğin içinde anlam üretme kapasitesidir. Nörobilim araştırmaları gösteriyor ki, gelecek hakkında olumlu bir beklenti taşıdığımızda beynimizde dopamin salgılanır. Dopamin sadece bir “mutluluk hormonu” değildir; aynı zamanda motivasyonun, hedefe yönelmenin ve davranış başlatmanın nörokimyasal temelidir.

امید فقط باور داشتن به رخ دادن اتفاقات خوب نیست. امید، توانایی معنا ساختن در دلِ عدم قطعیت است. پژوهش‌های علوم اعصاب نشان می‌دهد وقتی نسبت به آینده انتظار مثبتی داریم، در مغزمان دوپامین ترشح می‌شود. دوپامین فقط «هورمون شادی» نیست؛ بلکه زیربنای نوروشیمیایی انگیزه، جهت‌گیری به سوی هدف و آغاز رفتار است.


Yani umut, soyut bir duygu değil; biyolojik bir harekete geçiricidir.

بنابراین امید یک احساس انتزاعی نیست؛ بلکه یک محرک زیستی است


shenoto-ads
shenoto-ads